Hasretgulu.com Güzel sözler | Burçlar | Ask Sevgi sözleri | Arkadas | Müzik | Oyun | Hikaye: Forums
Hasretgulu.com :: Başlığı Görüntüle - Efsane İnsan Ahmet Abi nin Soluk Kesen Maceraları
Ana Sayfa
Ana Sayfa
Forum
Forum
Yardım
Yardım
Arama
Arama
Kurallar
Kurallar
Linkler
Z.Defteri
Kurallar
KimNerede
Oyunlar
Profiliniz
Sohbet
Sohbet
Üyeler
Üyeler


1. sayfa (Toplam 1 sayfa)     Yeni Başlık Gönder  Cevap Gönder
Yazar Mesaj
BlackStar
Forumda DeneyimLi
Forumda DeneyimLi
Uye Numarasi: 1067

Üye Puanı: 13879
Kayıt: Jan 29, 2007
Mesajlar: 326

Cinsiyetiniz:Cinsiyetiniz:Bay
Ofline

Level : 16
HP: 0 / 556  
 0%
MP: 265 / 265  
 100%
EXP: 34 / 39  
 87%
Mesaj Tarih: Cmt Mar 17, 2007 4:24 am    Mesaj konusu: Efsane İnsan Ahmet Abi nin Soluk Kesen Maceraları Alıntıyla Cevap Ver

Bizi DestekLemek için Tıklayın






Sad Sad Efsane İnsan Ahmet Abi Artık Bu Konuda Sad Sad

İlk macera , episod 1: Ne matrisi kardeşim? Matris ne?

Türkiye'de samimiyet eşittir Ahmet Abi

Kardeşim bak ben geçen gün uyuz oldum... Basbayaa uyuz oldum kardeşim! Niye uyuz oldum? Acele etmee, anlatıyoruz.
Geçende, sigara içmek maksadıynan bizim plazanın çatıya çıktım. Bina içinde sigara içmek yasak, o sebepten çatıda şeediyoruz. Çıktım çatıya, attım elimi cebe, baktım paketi aşşada unutmuşum. Neyse dedim, boşveer, biraz temiz hava alalım dedim, manzara seyredelim dedim. Ne mümkün kardeşim! Sağa bakıyorsun bina, sola bakıyorsun beton, aşşaa bakıyosun daat daat trafik.
Kafam attı! Yıkacam dedim buraları. Yıkacam arkadaşım ya. Betondan uyuz oldum. Tamam mı? Ben buraları yıkacam, buralara güzeeel bir aşk parkı yapacam. Bi de çay bahçesi yapacam, bizim gençler gezsinler, otursunlar. Herkes kafasını dinlesin. Ağaç kokusu, çiçek kokusu olamazsa gençler nasıl yaşayacak? Kuş olmasa bu gençlerimiz nasıl yaşayacak yani? Nedir ya? Ben uyuz oldum ya! Yaşamak böyle olsun kardeşim, nedir ya bu kadar bina, bu kadar şey?


Aşkım damlarda gezer

Neyse bizim yan binadan "Triniti" nik neymli bir hanım arkadaş var. Bazan çet met yaparız, sağ olsun. O da sigaraya çıkmış çatıya. ''Neyin var Ahmet?'' dedi. ''Çok sinirlisin bugün'' dedi. ''What's up?'' dedi yani. O kadar sinirlenmişim demek.


Bize yaşamak lazım kuş lazım. Kuşların da bir yaşaması var. Onlar da yani bi insan sayılıyor. Onların da ihtiyacı var havaya, ağaca, dala, dala konmaya, daldan dala hoplamaya. Onların da ihtiyacı var, onlar da bizim gibi insan, aramızda bi türdür yani. Hayvanın bir türüdür, yoksa o da bizim gibidir yani. Kuşlar... Ağaca konsunlar. Tamam mı?

Ben teknoloji karşıtıyım kardeşim. Karşıyım kardeşiiim! İstemiyorum tekno mekno. Eksik kalsın ya! Eksik kalsın kardeşiim! E bu bilgisayar... Ya ben bilgisayara uyuz oluyorum kardeşim ya! Bilgisayar aşkı öldürüyor, beyni götürüyor. Genç adam artık aşk nedir diye düşünmüyor ki. Beyin kalmamış ki o gençte. Uyuz oluyorum kardeşim yaa!


Siber Can (pastırma bazlı yaşam formu)

İnternet? İn-ter-net. İn-ter-net. Ya bu internet... Ben gıcığım ya! İnternet'e gıcığım ya! Ne ya? Kandırıcı ya bu! Kafa karıştırmaktan başka bişey değil. Ya temeli yok bunun ya! Temeli yok. İnanmıyorum ben buna! İnanmıyorum. İn-ter-net. Nedir ya bu? Nedir yaa? Ha haha hahaha!
Gülüyorum ben buna yaa! Gülmem geliyor yaa! Haha hahaha haha! Hahahahaa hahaha!
Ya ben uyuz oluyorum ya! Temeli yok bunun ya!


İnternet? İnternetmiş... Siber nedir babacım? Kime diyorlar bunu ya? Ben bi tek Siber biliyorum; Siber Can. Başka da Siber bilmiyorum. Görmedim. Hahahaha! Bak şimdi sinirim bozuldu

Geçen gün yukarda bahsettiğim "Triniti" nikli bayan arkadaşla çet yapıyoruz afedersin. Ha öyle çet yaparken tak makine kitlendi, makina Ecevit mavisi (Rahşan Ecevit mavisi) oldu. Korktum. ''Nooluyö?'' dedim biraz yüksek sesle. Haliylen. Baktım, ''sistem çökerdi'' yazıyor. Nası yani dedim ya? Bu ne ya? Sistem çökermiş ya! Nereye çökeriyorsun kardeşiiim?! Nereye çökeriyosun sen ya? İçine ettin ikili ilişkilerimin yaa! Ne biçim sistemmişsin ya? Romansa saygısı olmayan sistem olmaz olsun. Çökersin gitsin karşımdan yaa!


Matris nedir? (User name: 946, password: sonbahar)

Neyse Mikrosoff'u aradım yardımcı olsunlar diye. Bi arkadaş çıktı. ''Buyrun" dedi. "Yardımcı oliim'' dedi.
''Kardeşim, nedir bu yaa zırt pırt sistem çökeriyo?"
''Beyefendi, sizin matrisiniz neydi?''

''Ne matrisi kardeşim? Matris ne?''
''Matrisinizi bilmiyosanız yardımcı olamam.''


Sinirlendim ama belli etmedim. Tatsızlık çıksın istemem. ''Bak kardeşim, ben matris bilmem ama çok güzel jujitsu bilirim, kung-fu bilirim, kızılcık sopası bilirim'' dedim. ''Sen benim kim olduğumu biliyo musun?'' dedi. Ben de ''Esas siz benim kim olduğumu biliyo musunuz?'' dedim. Sonra da Yeni Türkü'nün, ''Başka türlü bir şey bizim istediğimiz, ne ağaca benzer ne de buluta'' adlı şarkısını seslendirip, alaycı bir kahkahayla telefonu yüzüne kapadım.


Kırırım bu bilgisayarı!
Madem bilgisayara mikrop girmiş, tedavisi de mümkün değil, o zaman kırırım kardeşim bu bilgisayarı! Kırırım! Kırrrırrım! Kırdım da. Sizi de kırıp, pencerenizi minimize etmeden evlere daalın bakiim. Hadi, dükkanın önünü kapamayın. Monitör düşkünleri siziii







Başa dön Copyright © Bu yazının her türlü telif hakkı ve sorumluluğu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir .
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Sponsor Link



Üye Puanı:





Level :
HP:  
 %
MP:  
 %
EXP:  
 %
Tarih: Hasretgulu.com    Mesaj konusu: Sponsor Link



Başa dön Copyright © Bu yazının her türlü telif hakkı ve sorumluluğu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir .
BlackStar
Forumda DeneyimLi
Forumda DeneyimLi
Uye Numarasi: 1067

Üye Puanı: 13879
Kayıt: Jan 29, 2007
Mesajlar: 326

Cinsiyetiniz:Cinsiyetiniz:Bay
Ofline

Level : 16
HP: 0 / 556  
 0%
MP: 265 / 265  
 100%
EXP: 34 / 39  
 87%
Mesaj Tarih: Cmt Mar 17, 2007 4:31 am    Mesaj konusu: Efsane İnsan Ahmet Abi nin Soluk Kesen Maceraları Alıntıyla Cevap Ver


Sene bin dokuz yüz altmış bir

San Fransisko'dayım, sokakta ilizyon gösterileri yapıyorum, para kazanıyorum. Budist bi rahipten havaya yükselme numarası öğrenmişim, bi hareketle yerden beş santim yükseliyomuş gibi oluyorum millet şaşırıyo falan. Ama San Fransisko halkıo yıllarda toptan hippi, kafa dumanlı geziyolar, en dandik numarayı bile yiyiyolar. Bi gün acayip kafam bozuldu, aldım çantayı bohçayı otoyola. Bi araba durdu. Nereye gidiyosan beni de at dedim. Eyvallah, bastık Siyetıl'a geldik. Ben zıpladım Siyetıl'da indim.

Güzel memleket

Benim mide zil çalıyo, girdim bi Hong-Kong lokantası'na. İşte bu lokanta, benim rahmetli Buruş Lii ustayla ilk tanış tokuş olduğum mekandır. O yüzden tavsiye ederim, Siyetıl'a girer girmez sağdaki benzinliği geçince Chow'un Yeri Hong-Kong lokantası. Gidin, yiyin, beni hatırlayın.
Neyse ben içerde bi Hong-Kong usulü çekirgeli sarma söyledim onu yiyiyorum. Baktım garsonlar arasında bi kapışma çıktı, olay büyüdü. Baktım içerden, mutfaktan bi delikanlı geldi. "Nooluyo lan? Ne bu gürültü? Bi maymun çorba **yasak kelime-Forum Kurallar?n? Okuyun**şiremiyicek miyiz sessiz sessiz, anten herifler!" diye. Bunların, "sana ne lan, çizgi göz" demesiyle Buruş'un (sonradan öğrendim ismini cismini) bunlara havada dönerek girmesi bir oldu. Hatta nerdeyse daha önce oldu. Olayın nedeni sonucundan sonra gibi oldu, geldi bana hatta bi an. Hatta bi ara, "ulan galiba neden sonuç ilişkisi diye bişey yok, Aynştayn hata yapmış olmasın" diye düşündüm. Sonra baktım bunlar Buruş'un üstüne yirmişer otuzar gelmeye başladı. Ben de olaya ilgisiz kalmak delkikanlılığa sığmaz, deyip garsonlardan oluşan o buluta dalıverdim.



Tabi girmemle çıkmam bir oldu. Hatta çıkmam girmemden önce oldu. Veya bana öyle geldi. Neyse efendim biz bunlan böylecene tanıştık, muhabbet ettik, doğu sanatlarından bahsettik, tütsü yaktık, alkol aldık falan. O gün öyle geçti, bi süre görüşemedik.
Sene bin dokuz yüz altmış üç
Waşington'da manavlık işine girdim, bi yandan da felsefi ortamları özlüyorum. Waşington Hal'indeki andavallılarla uğraşmaktan bezmişim. Ulan dedim madem bu kadar para yaptım, ne uğraşıyorum dedim yaa patlıcanla portakalla? Girerim bi üniversiteye, akademik ortamlara mis gibi takılırım. Süper manitalarla tanışırım, kitap okuru dedim. Baktım gazetelere Waşington Üniversitesi sınavla adam alıyo. Gittim Gung Fu (Kung Fu diil yanlış anlaşılmasın. Kung Fu ayrı) bölümüne yazıldım. Kalem, defter aldık. Üç ortalı harita metod (ne yazıcaksak, hayt hoyt mu yazıcaz?) dersliğe girdik, hoca gelicek, bekliyoruz. Hong Kong'lu bi herif gelicekmiş, çok süper herifmiş diye de muhabbet dönüyo arka sırada.




Derken, ulan içeri kim girdi beğenirsiniz?

Cevaplarınızı ahmetabi@hot... Yok yok lan şaka, söyliicem. Buruş Lii girdi. Hoca Buruş Lii'ymiş meğerse. Adam hırs yapıp Waşington Üniversitesine Gung Fu hocası olmuş. Ulan bu beni görünce bi sevindi bi sevindi, biz hemen sarmaş dolaş olduk. Öğrenciler falan şaşırdı tabi. Neyse dersten sonra okulunkafesinde muhabbet koyduk. Bu Linda diye bi kızla evlenmiş, acaip mutlularmış. Böyle bi kaç ay bunla acayip keyifli derler yaptık, geyikler döndürdük. Bu arada da ben dört ayda kara kuşağa geçtim, ne öğretse kapıyorum. Uç diyo uçuyorum, kaç diyor kaçıyorum. Kafamla mermer kırıyorum, ayak parmağımla sivrisinek tutuyorum, ters parendeyle duvara tırmanıyorum, beton yiyiyorum, granit yalıyorum. Böyle acayip bi performans gösterdim.
Ben kara kuşağa geçtim, sertifikayı aldım, iki gün sonra öbür öğrenciler la lü yapmaya başladı. Torpil dönüyo, adam kayırılıyo falan diye şamata yapıyolar. İş büyüdü. Olay müdüriyete yansıdı tabi, bunlar da -tabi sonuçta orası da bi ticarethane- Buruş Lii'nin hesabını kesmek zorunda kaldı. Ulan ben bi gıcık oldum. "Takma kafana lan" dedi Buruş, "ben zaten sonbahara ayrılıcaktım, 4750. caddede bağımsız bi Gung Fu kursu kurmayı planlıyodum, bi ay erken oldu".



Bu kursu kurdu. Acayip de başarılı oldu, akın akın öğrenci geliyo, "hocam sizin hakkınızı yediler" diye. Arkasından bi kitap yazdı: "The Philosophical Art of Self Defens" (Türkçeye, "Hareket Çeken Hareketin Allaanı Görür Felsefesi" diye çevrildi). Sonra Linda'yla evlenip Oakland'a gitti, bi kurs daha açtı. E ondan sonrasını da hepimiz biliyoruz; gelsin filmler, gitsin diziler.

Peki Buruş Lii ünlü oldu da, tempra mı oldu? Buruş Lii hayatı boyunca asla tempra olmadı, en fazla toyota oldu mitsubişi oldu. Yetmiş üç senesinde, bi filminde dublör kullanmayıp, hızla gelen bi kamyonu kafa darbesiyle durdurma sahnesinde beyin kanaması geçirip ölene kadar her sene en az bi kere telefonla aradı. Hatta bi kere de Bayrampaşaya geldi, gezdik dolaştık.



Süper adamdı Buruş Lii.
Ahmet Abi







Başa dön Copyright © Bu yazının her türlü telif hakkı ve sorumluluğu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir .
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
BlackStar
Forumda DeneyimLi
Forumda DeneyimLi
Uye Numarasi: 1067

Üye Puanı: 13879
Kayıt: Jan 29, 2007
Mesajlar: 326

Cinsiyetiniz:Cinsiyetiniz:Bay
Ofline

Level : 16
HP: 0 / 556  
 0%
MP: 265 / 265  
 100%
EXP: 34 / 39  
 87%
Mesaj Tarih: Cmt Mar 17, 2007 4:37 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

episod 3:


Abi'nin Seyir defteri

Rotamız Mars

Yıldız tarihi: 35034 / 11 : 30
(Kocakarı soğukları, meteor fırtınası zamanı)
Sevgili seyir defteri,
Evde ööyle oturuyorum, acayip de sıkılmışım. Televizyonu açiim diyorum, açıyorum. Televizyonda abidik gubidik olaylar var. Bi süre sinirlenmiyorum. Gidip içerden çay koyuyorum. Mutfaa bok götürmüş. Televizyonu izlemeye devam ediyorum, geziniyorum sakince kanallar arasında. Uygur kardeşler başlıyor. Birden tırlatıyorum. Televizyonu alıp küvete sokuyorum, çeşmeyi açıyorum.
Olmuyor boğulmuyor kardeşler.
Yıldız tarihi: 35037 / 09 : 22
(Karpuz çekirdeklerinin sertleşmesi. Big-bang zamanı)

Sevgili seyir.
Sıkıldım buralardan. Bi süre başka mekanlara takılmaya karar verdim. Mars'a gitmeye karar verdim biliyo musun. Sıcaktır oralar. Neyse aybaşında maaşı aliim, bi kaç alıcaam daha vardı onları da şeediim. Bakalım...
Yıldız tarihi: 35042 / 05 : 16
(Kakalakların yavrulama vakti. Kuvarak Takım Yıldızı'nın takımı daatma zamanı)


On gündür yollardayız. Git git bitmiyo babacım ya. Hata mı yaptık acaba? Gemide de fazla adam yok, kafayı sıyıracam. Heryerde sıkılıyorum. Evde sıkılıyorum, kahvede sıkılıyorum, arkadaş muhabbetinde sıkılıyorum. Acaba bende mi bi olay var hoca? Ulan insan uzay mekiyinde de sıkılır mı yaa? Loş koridorlarda sigara içiyorum, derin uzayı seyrediyorum saatlerce. Aynştayn baba haklıymış, uzayda vakit zor geçiyo (bkz. görelilik kuramı).
Yıldız tarihi: 35045 / 23 : 33
(Hüt hüt kuşlarının göç etmesi. Kasiyope Kuyruklu Yıldızı'nın, Bayrampaşa'ya düşme ihtimalinin en yüksek olduğu vakit)

Geldik sonunda. Arızalı bi iniş oldu, kafayı tavana çarptım. Ben hemen inip piknik yapmayı teklif ettim ama lavuk kaptan mani oldu. İki gün basınç odasında beklememiz icap ediyomuş. Yiyim basınç odasını gerekirse isyan çıkartırım allah canımı alsın. On beş gündür kafayı yedim, çıkıp hava alacam. Hemen bi plan yapıyorum.
Kırırım bu gemiyi! Kırrırım!
Yıldız tarihi: 35045 / 02 : 15
(Hüt hüt kuşlarının, göç edecekleri mekana üç saat daha yaklaşmaları. Kasiyope Kuyruklu Yıldızı'nın, Bayrampaşa'ya düşmesi ya da ıskalayarak, olayın ucuz atlatılması)


Kaptanı ve mürettebatı "kafaya gombik" metoduyla bayıltıp basınc odasına kitledim. Prensesler gibi uyuyolar gudikler. Artık serbezim. Hemen kafaya bi başlık zamazingosu uydurup atıyorum kendimi dışarı. Oyy ne biçim dünyaymış bu Mars. Ceyennem gibi sıcak babacım hava ya!
Bu ne ya!
Yıldız tarihi: 35045 / 02 : 25

Sırılsıklam oldum allahsızım. Yok bu böyle olmaz gelip alsınlar beni ya! Bu ne sıcak kardeşim? Hüston'u arıyorum ama habire meşgul çalıyo. Kimle konuşuyonuz kardeşim bu kadar ? Alooğ? Bu ne kardeşim? Ölüyorum burda be! Cehenneme geldik şerefsizim. Dur bakalım biraz çevreyi geziniim. Bi gölgelik, bi çay bahçesi buluruz elbet.
Yıldız tarihi: 35045 / 03 : 10


Ulan saat gece üç olmuş, hava hala aydınlık. Gez gez bitmiyo kardeşim. Her yer aynı, her yer taş-kum, vırt-zırt. Hasta oldum yaa. On dakka önce Pet Fayndır'ı gördüm. Bayaa küçük bi aletmiş. Resimlerinde kocaman bişii görünüyodu. Aküsü bitmiş heralde.
Yıldız tarihi: 35046 / 12 : 00

Kaptan'ı ve mürettebatı dışarı çıkarıp özür diledim. Basıncı biraz fazla vermişiz galiba. Adamlar kısalmış. Allahtan çakmadılar. Bi çay yaptım barıştık. Yarın eve dönüyoruz. Oh be kardeşim! Anladım ki insan elindekilerin kıymetini bilmiyor. Bekle beni Bayrampaşa. Geliyorum!








Başa dön Copyright © Bu yazının her türlü telif hakkı ve sorumluluğu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir .
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Mesajları göster:   
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)     Yeni Başlık Gönder  Cevap Gönder
Tüm saatler GMT +10 Saat
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

 

 

 

 

ÖNEMLİ DUYURU: Bu forumda SİYASET ve DİN içeren konular KESİNLİKLE tartışılmamaktadır. NEDEN?
Bu konularda yapılacak tüm yayınlar moderatörler ve yöneticiler tarafından görüldüğü anda silinecektir.

 

 

 

 

PHP-Nuke Copyright © 2004 by Francisco Burzi. PHP-Nuke comes with absolutely no warranty, for details, see the license
Copyright © 2007 ABAMEDYA - Tüm Hakları Saklıdır.

domain mehr Pagerank