Cemalizim Forumda Aktif
 Uye Numarasi: 1062
 Üye Puanı: 4404 Kayıt: Jan 28, 2007 Mesajlar: 119
Ofline
Level : 9
|
Tarih: Pzr Şub 11, 2007 12:18 pm Mesaj konusu: Sirlara AÇilan Tevhİd Kapisi |
|
|
 |
|
 |
 |
Bizi DestekLemek için Tıklayın
SIRLARA AÇILAN TEVHİD KAPISI
Vuslatta dirilme vakti!
Teslimiyet! Kimin teslimiyeti? İsmail’in ruhunda İbrahim’in teslimiyeti! Babanın oğulu Mina’da yatırışını, hışımla bıçağı kayalara sürüşünü, İsmail’in saçından tutuşunu, kurbanın şah damarının dışarı fırlayışını, İbrahim’in kendini Allah’a havale edişini ve keskin demir parçasının ensede bir daha bir daha sürüldükçe bîtap düşüşünü hayal et.
Görünmez bir duvar Meş’ar’ı Mina’dan ayırmakta. Bu duvarı dünyada yıkabilecek hiçbir güç yoktur. Burada hüküm süren, ferman veren, sadece sabahtır. O güçlü selin hücumunu durdurmayı başaran bu yıkılmaz duvar, sabahla birlikte yok olup gidiyor!
Mina batıda, Arafat ise doğuda. Tevhid ordusu Mina’ya yöneliyor. Güneş arkadan doğuyor, uçsuz bucaksız Arafat Ovası’nın üstünden daracık Mina Vadisi’ne dökülüyor. Güneş de bizimle birlikte haccetmekte; Arafat’ta doğmakta, Meş’ar’dan geçmekte ve Mina’ya gelmektedir.
Dağ kemerlerinden, yarıklarından, yollardan, patikalardan, küçüklü büyüklü mücahid ırmaklar akarak birleşiyor ve büyük bir nehir oluşturuyor. Geçit yerleri daha da daralıyor, nehirse gittikçe sıklaşıyor ve sıklaştıkça güçlenerek akıyor. Meş’ar’ın zahidleri, şimdi Mina’nın aslanları...
Tevhid ordusu Mina’ya iniyor
En uzun vakfe, en son duruş, en son menzil! Bilgi ve bilinç aşamasından sonra, son aşama! Bilgi, haram bilinci ve aşk! Bu ân büyük olayın başlangıcıdır. Hacc, zirvesine yaklaşıyor.
Zilhicce’nin 10’uncu günü! Bayram! Kurban Bayramı! Ve Mina üçüncü ve son menzil! “Aşk” menzili! Bugün tevhid, aşk, özveri ve fedakarlık en muhteşem çehresiyle tecelli ediyor. Bu topluluk şimdi sadece beyaz barış güvercinlerinden değil, ondan da öte silahlı savaş mücahidlerinden oluşuyor. Silahlı ve kararlı tevhid ordusu, Mina’ya, savaş alanı Mina Vadisi’ne iniyor!
Artık, “Bismillah Allahû Ekber”le İblis’in saltanatına son verme zamanı! Herkesin varacağı son menzil; kurşunlarını Büyük İblis’in benliğinde bitirmek! 7’de 7 tam isabet! Her isabet ettirişte; Orta ve Küçük İblis’lerin direnecek gücü kalmamıştır artık! İblis’in; Âdemoğlu’nu kendine bağlı kılma andı burada son bulmuştur! Ân; fethi ilan etme, burçlara zafer bayrağı dikme ânıdır!
Artık hepimiz birer İbrahimiz! O’nun yolunda İsmailimizi kurban edebiliriz. Bizim İsmailimiz kim? Gururumuz, kibirimiz, şanımız, şöhretimiz, canımız, malımız, ailemiz, evlatlarımız, ruhumuz, gençliğimiz, güzelliğimiz…
Madem İbrahimiz! İblis’i yenmeliyiz! Hiç tereddüt etmeden içimizdeki İsmaili, Mina’da kurban etmeliyiz! Tıpki Hz. İbrahim gibi! Hz. İbrahim de öyle yapmadı mı? Ulvî emre boyun eğip, İblis’i yenmedi mi?
İbrahim’le oğul İsmail’in kıssasını hatırlayalım!.. Ve bu kıssayı hiç ama hiç unutmayalım!
Umutsuz, fakat sonuçsuz olmayan arzu!
Put yontan bir babanın evinde; özgür ve aydın bir genç!.. Ve kendi evinde kısır, samimi, soylu bir kadın: Sare. Ömrünün yüz küsur yılını; cihad, savaş, Nemrud’un zulmüne isyan, cahalet toplumuyla kavga, putperestlerle mücadeleye adayan bir ihtiyar! Büyük ilahî risaletinin sonunda, bir oğlunun olmasını arzulayan kutlu bir adam! Umutsuz, ama sonuçsuz olmayan bir arzu!..
Ve bütün ömrünü Kendi yolunda geçiren; vefalı kulun umutsuzluk, yalnızlık ıstırabına merhamet! Hanımı Sare’nin Habeşli siyahî cariyesi Hacer’den nûr topu gibi bir evlat! İsmail! Yüz küsur yıl beklenen bir oğul! Dile kolay yüz yıl!
Sevgi nûruyla İbrahim’in yalnızlığına merhem olan oğul İsmail için, Âdemoğlu yaşadıkça unutulmayacak bir ferman: “Ey İbrahim! Kendi elinle bıçağı İsmail’in boğazına daya ve kes!”
Risalet kahramanı, Allah’ın mütevazı kulu, tarihin en büyük put kıranı, İsmail’in babası İbrahim’e korkunun ilk kez galebe çaldığı an. Tarihin en büyük savaş fatihi artık zayıf, perişan ve bîçare! Fakat buyruk büyük yerden! Cihad-ı Ekber!
Kimi seviyorsun; “İsmail”ini mi yoksa “Allah”ını mı? Hangisini seçiyorsan seç İbrahim!
“Allah insana şah damarından daha yakındır.”
İsmail’i kesmekteki murad...
İbrahim ol! En sevdiğini “kes” emrinin sende oluşturacağı mânâyı tahayyül et! “Kes” emrindeki murad nedir? Düşün!..
Burada İsmail’de tezahür eden murad; aşırı evlat sevgisinin insanı meşgul ederek, Allah sevgisinden alıkoyma tehlikesidir. İbrahim’e nehyedilen İsmail’in aşırı sevgisinin, “kes” emriyle vahye dönüşmesindeki hikmetin sebebinden şu anlaşılmaktadır:
Senin İsmail’e olan aşırı sevgin, ruhunu ve kalbini tamamen Hakk’ın aşkına vermene, Allah’tan başkasına muhabbet beslemekten uzak durmana engel teşkil edebilir. Yeri geldiğinde, “İsmail’i boğazlamak”taki asıl murad “ifrada kaçan İsmail sevgisini boğazlayarak” Allah’a olan sevgisini ispatlamaktır.
İblis’in kalbine evlat sevgisi atarak ruhuna sana mantıklı gelecek deliller üflemesine izin verme! Atan Hz. Âdem’e oynadığı oyuna gelme! İsmail’ini kurban etmek kolay değil, mücadele et!
Birinci gün, birinci aşamada ilk hamleni yap! Taşlarını seni vesveseye sürükleyen büyük İblis’in kalbine fırlat! Onu perişan et! 7’de 7. Sonsuzluğa gömülecek onurlu bir eylem!
Ey Âdemoğlu, sevinme daha mücadelenin başındasın! Gam ve kederi sen İbrahim’e musallat eden İblis, senin başına leş kargaları gibi çöreklenen hâllerden dolayı sevinç naraları atmakta, senin bayramını sana haram etmektedir. Ama senin için yol bitmişir artık! Ya Rabbini ya da İblis’i seçmekten başka çaren yok! Hangisini tercih edersin İbrahim!?
İkinci gün, ikinci aşama! İsmail’i kurban etmek kolay değil! Arzular, istekler; bir önceki günden daha şehvetli, seni teslim almak için bütün cilvelerini kullanıyorlar! İblis, Âdem’e verdiği o “yasak meyve”den senin de yemeni istiyor. Sakın ha! İsmail’ini kurban etmekten asla vazgeçme!
Taşlarını “İblis”in beyninde patlat! İlk savaşında perişan ettiğin İblis’in eridiğini gör!
İbrahim ol! İbrahim gibi düşün! Tereddütü bırak, “Büyük Çağrı”ya kulak ver! Vakit oyun edenin oyununu boşa çıkarıp, tam hakkıyla Allah’a teslim olma vakti!
Ve İsmail, büyük kurban!
Yeryüzü böyle bir muhabbet görmedi!
Mina’nın kayalıkları dibinde baba ile oğulun konuşmasına kulak kesil! Gönlünü aç! Yeryüzü yaratıldı yaratılalı böyle bir muhabbetin benzerini duymak mümkün değil! İbrahim; vahyin kucağında, Allah’a teslimiyet çemberinde, niyetini İsmail’ine ağzının içindeki incileri unufak edercesine:
“İsmail, ben rüyada seni kestiğimi gördüm!..” demesindeki inkişafta vücud bulan rahmet sağanağını hatırla!
Ve yanan baba yüreğinin, gözyaşına dönüşmesi karşısında teslimiyet abidesi İsmail’in:
“Baba! Hakk’ın emrini yerine getirmede tereddüt etme, teslim ol. Beni de bu işte teslim olmuş bulacak ve inşaallah sabredenlerden olacağımı göreceksin!...” deyişini hatırla!
Allahû Ekber!
Vesvese zincirleri kırılıyor
Teslimiyet! Kimin teslimiyeti? İsmail’in ruhunda İbrahim’in teslimiyeti! İki hâl, ikisi de birbirinden müthiş! Babanın oğulu oracıkta yatırışını, hışımla bıçağı kayalara sürüşünü, İsmail’in saçından tutuşunu, kurbanın şah damarının dışarı fırlayışını, İbrahim’in kendini Allah’a havale edişini ve keskin demir parçasının ensede bir daha bir daha sürüldükçe bîtap düşüşünü hayal et.
Allahû Ekber!
O anda kayaya isabet etse onu ikiye bölecek bıçak kesmiyor! İbrahim’in gayretleri, İsmail’in teslimiyeti nafile! Ve İsmail sevgisinden arınarak Allah sevgisine iltica eden İbrahim’i ferahlatan ilahi mesaj:
“Ey İbrahim! Allah İsmail’in boğazlanmasından vazgeçmiş, O’nun yerine kesmen için bir koç göndermiştir. Zira sen buyruğu yerine getirdin!”
Allahû Ekber!
İblis mağlup, İbrahim galip!
Bu öykü, insanın Allah’ın kemâlîyetinde varoluşunun öyküsüdür. İçgüdü ve vesvese zincirlerinin kırılışı, ruhun arınarak yükselişi, aşkın miracı, hakikat karşısında sorumlu bir kulun tüm benliklerinden sıyrılarak zindandan kurtuluşunun öyküsüdür.
Sabri Gültekin |
|
 |
|
 |
|
|