selma19 Forumda Aktif
 Uye Numarasi: 1055
 Üye Puanı: 9780 Kayıt: Jan 27, 2007 Mesajlar: 109
Ofline
Level : 9
|
Tarih: Çrş Şub 07, 2007 10:54 pm Mesaj konusu: Zeugma Yalnız Değil Paneli |
|
|
 |
|
 |
 |
Bizi DestekLemek için Tıklayın
Zeugma Yalnız Değil Paneli
Katılımcılar: Prof. Dr. Mehmet Özdoğan, Prof. Dr. Numan Tuna, Ünal Erdoğan, Doç. Dr. Aslı Özdoğan, Cemal Gökçe
7 Ekim 2000 tarihinde Barajlar ve Kültürel Miras STK İzleme Kurulu tarafından Darphane' de yapılan "Zeugma yalnız Değil!" başlıklı toplantı, kültür mirası tahribatının sadece Zeugma'da değil, ülkenin tüm bölgelerinde yaşandığına dikkat çeken bir toplantı oldu. Toplantının ilk bölümünde STK İzleme Kurulu'nu oluşturan Arkeoloji ve Arkeologlar Derneği İstanbul Şubesi, Arkeoloji ve Sanat Dergisi, Av. Murat Cano, Elektrik Mühendisleri Odası, Hasankeyf Kurtarma Komitesi, ICOMOS Türkiye Milli Komitesi, İnşaat Mühendisleri Odası, Mimarlar Odası, Tarih Vakfı ve Türk Sosyal Bilimler Derneği temsilcileri bir basın duyurusu yaparak kurulun, Türkiye'deki baraj projelerinin tehdidi altında kalan kültür mirasının vazgeçilmez bir değer olarak kamuoyuna mal edilmesi, bu tür projelerin planlanmasından uygulamasına tüm aşamalarında kültürel mirasın korunmasının öncelikli koşul olarak algılanması için çaba göstereceğini belirtti. Toplantının genel durum sunuşunu yapan Prof. Dr. Mehmet Özdoğan, Türkiye'nin hâlâ kültürel envanterinin olmadığını, arkeologların büyük güçlükler içinde çalıştığını ve "ajan" olarak görüldüğünü belirterek, sorunun kaynaksızlıktan değil, duyarsızlık nedeni ile farklı boyutlara taşındığına dikkat çekti.
Fırtına Vadisi (Trabzon -Çamlıhemşin), Munzur (Tunceli), Yortanlı (Bergama), Çoruh (Artvin) Çine (Aydın), Birecik, Kargamış bölgelerinde çalışmalar yapan uzmanlar ve yöre temsilcilerinin slayt gösterileri eşliğinde yaptıkları sunuşlarla bölgeleri tanıma ve bu bölgelerdeki projeleri öğrenme fırsatı bulan izleyiciler çok çarpıcı gerçeklerle karşılaştılar.
Fırtına Vadisi'nde valilik tarafından Koruma Kurulu onayı alınmadan betonarme olarak tamamlatılan tarihi taş köprü, yine aynı vadide yapılacak baraj nedeni ile 300.000 ağacın kesilecek olması, Yortanlı Barajı su tutma havzası önüne yapılabilecek set ile kurtarılma olasılığı olan önemli eserlerin ve tarihi yapıların görkemli duruşu, Bergama Müzesi koordinatörlüğündeki ekibin baraja inat Allianoi antik kentinin sütunlarını tek tek ayağa kaldırışı, Munzur Vadisi'ndeki doğal güzellikler, Gökbel Vadisinin "günlük" ağaçları ve Çine Çayı'nın mitolojik hikâyesindeki hüzün, Artvin ve Yusufeli bölgesindeki yöresel mimari zenginlik ve bu bölgede baraj sonrası oluşacak iklim değişikliği, Halfeti'de suya bırakılan evlerin duvarlarına yazılan veda sözleri, baraj gölünün ortasına batmış ağaçlardan sallarla son fıstıkların toplanması, Ilısu bölgesinde Hasankeyf kadar önemli 215 antik yerleşmenin araştırılamayacak olmasının getirdiği çaresizlik... Bu notlar toplantıdaki sunuşlardan birkaç izlenim.
Toplantı sonucunda düzenlenen panelde Elektrik Mühendisleri Odası eski Başkanı Ünal Erdoğan Türkiye'deki enerji probleminin farklı noktalarına değindi. Erdoğan'ın saptamalarına göre ülkemizdeki kurulu güç, tüketilen enerjiden yüzde 40 daha fazla. 1992-1997 yılları arasında ise enerji yatırımı yapılmamış. Ancak en önemli sorun kaynakların doğru kullanılmaması, iyi yönetilememesi ve alternatif enerji kaynaklarına gereken önemin verilmemesi. Enerji yatırımlarından büyük rantlar elde edilmesi de kültürel mirasın yok edilmesini kolaylaştıran unsurlardan biri.
Panel sonrasında izleyicilerin de katkısı ile yapılan forumdan ve bu toplantının yoğun gündeminden ortaya çıkan birkaç önemli konuyu da şöyle sıralayabiliriz:
Tüm ülkeyi kapsayacak kültürel miras envanterinin çıkarılması çalışmaları en kısa sürede başlamalı, doğa ve tarih bilinci geliştirilmeli, tarihi korumanın ilericilik olduğu unutulmamalıdır. Yeni proje modelleri üniversiteler, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşlarının işbirliği ile geliştirilmeli ve çalışmalar parçacı yapılarla küçük kollara ayrılarak planlanmalıdır. Kültürel mirasımızın gelecek kuşaklara aktarılacak vazgeçilmez bir değer olarak kabul edilip, ülkenin tüm bölgelerindeki kültür varlıklarımızın kalkınma projeleri ile birlikte var olabileceği kabulü ile kamuoyu duyarlılığının yükseltilmesi gerekmektedir.
Zeugma Yanlız Değil Paneli Sonuç Bildirgesi
Bir tarih ülkesi olan Türkiye'de özellikle akarsu havzalarındaki sulama ve enerji projelerine ait yatırımların, aynı havzalardaki binlerce yıllık kültürel ve doğal mirası gereği gibi gözetmeyen bir anlayışla planlanması sonucunda yaşanan uygarlık dramı, Barajlar ve Kültürel Miras STK İzleme Kurulu'unun oluşmasına ve çalışmasına temel gerekçedir. 14 haziran 2000 tarihinde ICOMOS, Mimarlar Odası, Tarih Vakfı, Arkeologlar Derneği İstanbul Şubesi, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, Hasankeyf Kurtarma Komitesi temsilcileri ve Avukat Murat Cano'nun önderliğinde yapılan "Kültür Mirası" toplantısı ve imzaladıkları sonuç bildirgesi ile İzleme Kurulu'nun yapılanma çalışmaları başlatılmıştır.
Kurulumuz 07 Ekim 2000 tarihinde düzenlediği bu ilk etkinliğinde, ulusal ve uluslararası kamuoyuna "Zeugma'nın Yalnız Olmadığı"nı duyurmak ve ülkemizde benzer tehdit altında bulunan "her bölgeden" örneklerle bir sunuş ve değerlendirme yaparak, tarihsel birikime ve uygarlık değerlerine duyarlı kesimlerin dikkat ve ilgisini barajlar ve kültürel miras konusunda "ötekilere"de çekmeyi amaçlamıştır.
Bu toplantıda; Fırtına Vadisi, (Prof. Cengiz Eruzun -Tabzon Koruma Kurulu Başkanı, Okay Karayalçın - Çamlıhemşin-Hemşin Vakfı), Munzur Vadisi (Avukat Murat Cano), Yortanlı (Bergama) Barajı (Ahmet Yaraş- Bergama Müze Müdürü), Çine (Aydın) Barajı (Doç. Dr. Şadan Gökovalı), Çoruh (Artvin) Vadisi (Prof. İlhan Avcı), Birecik Barajı (Arkeolog Nezih Başgelen), Karkamış-Ilısu Barajı (Arkeolog Jale Velibeyoğlu -TAÇDAM) gibi Türkiye'nin yedi farklı bölgesi, uzmanları ile birlikte değerlendirilmiş ve aşağıda belirtilen tespitler kamuoyunun bilgisine/değerlendirilmesine sunulmuştur.
1-Ülkemizde işletmeye açılmış olan, inşaatları devam eden, proje çalışmaları biten, projelendirme çalışmaları süren ve yapımları planlanan bütün barajlar ile hidroelektrik santraller; planlanırken ve inşa edilirken, kültürel ve doğal varlıklar gözetilmeden planlanıp inşa edilmektedir.
Bu uygulama; insanlığın ortak "anı" ve bilimin "veri" kaynağı olan kültürel mirası yıkıma uğratmıştır, uğratmaya da devam etmektedir. Söz konusu uygulamanın sürdürülmesi halinde Türkiye Coğrafyası; evrensel düzeyde istisnai değer taşıyan kültürel ve doğal varlıklarını büyük ölçüde yitirmiş olacaktır.
Aşağıda bir kaç örneğini verdiğimiz kayıplara yol açan uygulama ve planlamanın; herhangi bir gecikmeye meydan verilmeden durdurulmasında; "dün", "bugün" ve "yarın" için zaruret vardır.
a) Hasankeyf dahil 215 tarihi yerleşim birimini yutacak olan Ilısu-Cizre Baraj ve Hidroelektrik Santralleri Projesi'nde değişiklik yapılmalıdır.
b) Yortanlı Baraj İnşaatı havzası içinde kalan antik yerleşim merkezi Allianoi Kentinin kurtarılması için, teknik alternatifler değerlendirilmelidir.
c) Çine Baraj inşaatı durdurularak, Türkiye'nin en etkileyici peyzaj değerlerine ve mitolojik efsanelerine sahip olan Gökbel Vadisi; Marsyas (Çine) Çayı, Karia Kentleri'nden Gerga'nın Gidiş Yolu, Gerga ve Alabanda Kentleri'nin Su Yolları ve 2400 yıllık İncekemer Köprüsü ile birlikte milli park ilan edilmelidir.
d) Fırtına Vadisi'ni yıkıma uğratacak olan ve yapımına başlanmış bulunan Dilek-Güroluk HES İnşaatı Trabzon Koruma Kurulu ve yargı kararlarına uygun olarak durdurulmalıdır.
e) Orta ve Yukarı Çoruh Havzaları'nı yıkıma uğratarak, bu alanların doğal zenginliği ile büyük turizm potansiyelini yok edecek olan baraj projelerinden vazgeçilmelidir.
f) Mercan Vadisi ile Munzur Vadisi'ni -içinde barındırdığı bitki türleri ve hayvan çeşitleriyle birlikte- Munzur Milli Parkını da yok ederek, bölgede toplumsal yaşamın alt yapısını ortadan kaldıracak olan Munzur Projesi'nin uygulanmasından vazgeçilmelidir.
g) Birecik Barajı Havzası'nın suları tarafından tehdit edilen Rumkale'nin çevresi ile, Halfeti'nin su altında kalmayan kısımları, sudan tecrit edilerek korunmalıdır.
2- Baraj ve HES'ler başta olmak üzere her türlü büyük bayındırlık yatırımının, etüd aşamasından başlayarak bütün aşamalarında, doğal ve kültürel varlıklar gözetilmelidir.
Sözü edilen korumanın; yeterli, sürekli ve inandırıcı olabilmesi için belirtilen nitelikteki bayındırlık projelerinin planlamalarında, proje çalışmalarında ve uygulamalarında; ilgili bilim alanları, devlet kuruluşları, ilgili meslek disiplinleri ve yetkin sivil toplum örgütleri temsilcilerinin birlikte çalışmasına olanak sağlanmalıdır.
Projeye Ait Yayınlar
ZEUGMA YALNIZ DEĞİL
2000 yılı barajların kültürel mirasa etkilerinin Zeugma örneği ile yoğun olarak gündeme geldiği ve kalkınma projeleri ile kültürel değerlerimizin birlikte tartışıldığı bir yıl oldu. Yine de "Barajlar ve Kültürel Miras" üzerine yapılan birçok çalışma dar bir çevre ile sınırlı kaldı. Elinizdeki kitap, bu konuda yapılan çalışmalardan bir bölümünün daha geniş çevrelere ulaşması amacı ile hazırlandı. Kitabın birinci bölümünde, Tarih Vakfı'nın Yerel Tarih Projesi kapsamında, 24 Eylül 2000 tarihinde Gaziantep'te düzenlediği "Barajlar ve Tarihi Miras Buluşması" toplantısının tutanaklarını bulacaksınız. İkinci bölümde ise, tüm yurt coğrafyasındaki her bölgeye ve her kültüre ait tarihi mirası, bu değerleri gözardı eden duyarsız kalkınma projelerine karşı yıllardır korumaya çalışan "sivil çevrelerin" oluşturduğu "Barajlar ve Kültürel Miras İzleme Kurulu"nun ilk etkinliği olarak 7 Ekim 2000 tarihinde İstanbul'da düzenlenen "Zeugma Yalnız Değil" toplantısının sunuçları yer alıyor. Bu bölümde, ülkenin yedi bölgesinden gelen uzmanların sunuşlarını okuduğunuzda Zeugma'nın gerçekten yalnız olmadığını göreceksiniz. Kitabın 3. bölümünde ise, yıllardır bu konu ile ilgili çalışmalar yapan uzmanların değerlendirmelerine ve kaynak olma özelliği taşıyan bilgilere yer veriliyor |
|
 |
|
 |
|
|